“Muharrem, Safer, Rebiülevvel, Rebiülahir, Cemaziyelevvel, Cemaziyelahir, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade, Zilhicce”… Eğer teenage bir yakınınız varsa, bu kelimeleri duyunca bazı insan isimleri aklına gelir. Ama tabii ki tümünü arayıp bulduğum Arap aylarından söz etmek istediğimden yazdım bunları. Hep merak ederim, neden neredeyse hepsi erkek ismidir diye. Galiba sadece Şevval bildiğimiz, sevdiğimiz bir kadın şarkıcı ile özdeşleşen bir isim. Geçenlerde bir sabah programında kendi de bu farklılıktan söz etti. Nereden esti şimdi Arap isimleri derseniz de şaşırmam. Tabi ki bir bayram arefesinde olduğumuzdandır. Laf aramızda, inanır mısınız, bunları yazana dek bayramı da bir ayın ismi sanıyordum. Meğer Şevval ayının günleri içinde imiş. Aklıma bu ay isimlerinden Cemaziyelevel ile ilgili bir anlatı geldi. Babam anlatırdı. Hani, birinin eski halini unutup yeni haliyle böbürlendiği durumlar ile ilgili bir olay. Belki de bir fıkraydı. Adamın biri çevresine böbürlenip dururmuş. “Ben öyleyim, ben böyleyim…” diye. Eski dostlarından birinin kulağına da bu sözler geliyor birgün. Şöyle diyor, “Ne derse, ne yaparsa yapsın, gidin söyleyin ona, ben onun Cemaziyelevvelini de bilirim.” Meğer adam, eskiden üzerinde ay adı yazan çuvallardan yapılmış olan bir pijama giyermiş. Eski dost da ona gittiği bir gün, kapıyı pijamayla açınca, o halini görmüş… Tabii diğerlerine bunu anlatmış mı bilinmez ama eski dost alacağı dersi dersi almıştır. Hoşuma gitmişti bu anlatı, ilgili durumlarda da rahmetli babam gülümseyerek anlatırdı.
Neyse, yine bir Şevval ve yine bir bayramın ikinci günü. Bu bayramın adı da tuhafıma gider nedense. “Kurban”… Sokakların kana bulanı, derelerden sakatat aktığı günler epey gerilerde kaldı. Kesilmek için önceden alınıp bahçelerde bekletilen hayvanların, kesim öncesi, aç bırakıldıları için, sabahlara dek bağırıp durduğu günler… Şimdi onun yerini taksitle belli kiloda marketlerden satın alınan, hatta saklamak için derin dondurucu edinilen bayramlar oldu yaşadıklarımız. Topluma yararlı bazı vakıflar da bu işi yapıyor, hiç sözüm yok. En azından nereye gittiğini biliyoruz. Kurban kesenlerin et yemek gibi bir dertleri yok bu durumda. Madem amaç yardım ve paylaşmaksa, en doğru seçim tabii. Tamamen kişisel fikrimdir, Allahın borçla alıp kesilen, dağıtılmak yerine dolapta bekletilen kurbana ya da kesmeyen bıçaklarla işkenceyle dökülen hayvan kanına ihtiyacı yoktur. Bunu Paganlardan beri biliyoruz.
Tabii ki dini bayramları tatil vesilesi gören anlayışı da onaylamıyorum. Tatildir ama, bugünler, büyüklerin gönlünün alındığı, çocukların da tabii, eş dost akraba birlikte olunduğu günler olması gereken günler olmalı. Günler öncesinden telefonla kutlanan, umursanmayan günler değil.
Sağlıkla, sevgiyle, amacına uygun nice nice bayramlara diyorum… Her gününüz bayram sevinciyle yaşansın…
SUNA ÇİFTCİ